Home / ANALİZLER / SİZ İKNA OLDUNUZ MU?

SİZ İKNA OLDUNUZ MU?

Müge Hatice YÖNTER-
mhyntr@roportajturk.com

Musa Orhan gözaltına alındı.

Musa Orhan adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

Musa Orhan ordudan ihraç edildi.

Musa Orhan tutuklandı.

Musa Orhan kaçma şüphesi yok denilerek serbest bırakıldı.

Musa Orhan’ın soruşturması devam ediyor.

Yaşanan olayın ardından geçilen süreç okurken bile ne kadar rahatsız edici değil mi? Bu olayı sahiplenip üzerinden siyasi atışmaları fırsat bilenler bir yana, olayın mağduru İpek Er bildiğiniz gibi intihar ederek yaşamına son verme kararı aldı. Ve öldü. Öyle faili gibi çeşitli merhalelerden geçmiş ve kurtulmuş değil. Ülkenin bir yerlerinde beni savunan birileri olur mu diye beklemeden, çabalamadan, dayanamadı ve öldü. Dört harf iki hece ile özetlenebilecek, söylemesi kısa ama içine koskoca ömrünü sığdıran bir eylem bu. Öldü. Ne kadar kolay diyebildiğimiz bir kelimeye dönüştü bu artık. Öldü, öldüler, öldürüldü, öldürüldüler. Sürekli haberlerimiz, gündemlerimiz bundan ibaret.

Peki bu Musa Orhan neden tutuklandı ve neden akabinde serbest bırakıldı?

Sosyal medyayı takip edenlerin bu aralar çok sık okuduğu üzere gayriresmi yeni bir bakanlığımız var.

Sosyal Medya Adalet Bakanlığı.

Geleneksel medya uzun süredir kan kaybederken, sosyal medya ‘dördüncü güç’ olma özelliğini gazeteciliğin elinden alıyor gibi görünüyor.  Musa Orhan’ın adli kararla serbest kalmasının ardından İpek Er’in intihar etmesiyle başlayan süreçte trendtopic olan #musaorhantutuklansın kampanyası çığ gibi büyüdü. Ve ardından Musa Orhan’ın tutuklanma haberi geldi. Halkın nabzı biraz olsun sakinleşmeye başladığında öğrendik ki kaçma şüphesi yok denilerek şimdi de serbest bırakıldı. Düşünen insanın aklına sorular geliyor haliyle.

Olaylar ilk duyulduğunda bu şahıs adli kontrolle serbest bırakılmıştı. Sosyal medya baskısından sonra tekrar tutuklanmasına karar verildi. Musa Orhan denen şahsın suç teşkil eden bir durumu var ise neden serbest bırakıldı yok suç teşkil eden bir durumu yok ise sosyal medya kampanyasından sonra tekrar neden tutuklandı? Failin suçlu mu suçsuz mu olduğuna karar vermesi gereken savcılarımızın, sosyal medya tepkileri ile işlerini yeniden gözden geçiriyor olması insanın aklına bu ülkede adaleti sağlamakla yükümlü ve bunu denetlemekle mükellef kişilerin işlerini hakkıyla yapıp yapmadığına dair soru işaretleri getiriyor. Garip. Üstelik bu gibi örnekler istisna olmaktan çıkıp sık sık olmaya başladı.

Musa Orhan isimli şahıs şimdi de serbest. Neden? Çünkü İpek Er’e tecavüz ettiğine tam ikna olmamışlar, kızın rızası ile gerçekleşmiş olabileceği bir durumdan ötürü hazır İpek Er de cevap veremezken neden bu şahsın hayatını hapiste karartsınlar diye vicdanlarını ikna etmiş olacaklar ki bugün hepimizle birlikte çarşıda, pazarda geziyor kendisi.

Musa Orhan’ın bir de değinmeden geçemeyeceğim bir cümlesi var ki, sanırım buna bu ülke sınırları içinde yaşayan birçok kadın aşinadır. “Bana bir şey olmaz.”

Bu cümleyi kurarken güvendiği Jandarma Uzman Çavuşu olması mı yoksa sosyal medyada dolanan fotoğraflardan da çıkarılabileceği gibi MHP’li oluşu mu? Yani olay sosyal medya ile büyüdükten sonra Jandarma da MHP de bu şahsın arkasında haliyle durmadı ama ya öncesi? Onlar da mı tecavüze ikna olmamışlardı?

Peki siz ikna oldunuz mu? Sizin kızınıza, kız kardeşinize, annenize hatta size böyle bir şey yapılsa ikna olur muydunuz?

Bu haberi yapan gazetecinin anlattığına göre; sorgusunda bu haberi neden yaptığı ve sosyal medyada hangi amaçla paylaştığı merak edilmiş.

Gazeteci haberi neden yapar? Tabii ki kamu yararına.

Neden sosyal medyada paylaşır? Tabii ki daha çok insana ulaşsın, daha çok okunsun, daha çok haberdar olunsun diye.

Anlaşılan o ki gündemi artık değiştiren gazeteciler değil sosyal medya kullanıcıları oluyor. Musa Orhan bazında değerlendiriyor olsam da uzun süredir bu durum böyle. Birçok karar sosyal medyanın ağırlığıyla gündeme geliyor ve alınıyor. Değişimden kaçmanın, birilerini engellemenin, gerçeklerin üstünü kapatmaya çalışmanın sınırları bir yere kadar. Bu sürece engel olmak için de zaman zaman çabalar olsa da kabul edilebilir bir yol henüz bulunamadı. Artık gizli saklı, kapalı kapılar ardında savurduğunuz tehditlerle yaşamınızı sürdürmeniz pek olası değil. Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır. Artık bu iyi mi yoksa kötü mü, kişinin eylemlerine göre algı değiştiriyor. Var olan bu gerçeği değiştirmeye çalışmak yerine gücümüzü fark etmemiz ve bu gücümüzü kaybetmemek için elimizden geldiğince çabalamamız gerek. Herkes gazeteci, avukat, savcı, hakim olmak zorunda değil ama herkes vicdanlı ve ahlaklı olmak zorunda.

Yoksa söyler misiniz bana, Yaşamanın Ne Anlamı Var?

About RöportajTürk

Check Also

AFETE CÜRET OLMAZ

Geçtiğimiz hafta özellikle İstanbul halkının yüreğini ağzına getiren, Silivri merkezli 5.8 Mw büyüklüğündeki depremden sonra …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir