Home / ANALİZLER / İNANILIR GİBİ DEĞİL…

İNANILIR GİBİ DEĞİL…

Müge Hatice YÖNTER-
mhyntr@roportajturk.com

AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş geçtiğimiz hafta Memur-Sen ‘in düzenlediği Aile Kongresi’nde bir konuşma yaptı. Aile kurumunu korumak isterken gaf niteliğinde sarf ettiği sözler haliyle halk arasında dalgalanmaya sebep oldu. Gündemi iyice inceledikten ve nabızları yokladıktan sonra kısaca Kurtulmuş’a kendi konuşmasından birkaç anekdot ile bazı sorular sormak istiyorum. Birlikte üzerinde düşünelim.

Diyorsunuz ki; “Yalnızlaşmış olan bireyin, insanların evliliği gereksiz görmesi, insanların tek başına yaşamaları gibi bir anlayışın geliştirilmesi aileyle ilgili yaşadığımız sıkıntıların önemli kaynaklarındandır.”

Ve yine ailenin aynı zamanda geleceğin de teminatı olduğunun altını çizerek, ailenin bir şekilde yıpranması, yıpratılması, aile üzerinde spekülasyon yapılması ya da aileye alternatif bazı yeni arayışların ortaya konulmaması gerektiğini vurguluyor ve; “Marjinal ve sıra dışı fikirlere uyanık olacağız” diyorsunuz.

Peki Sayın Kurtulmuş, bu ülkede aile kurumu adı altında bir araya getirilen kişilerin başarılı bir aile hayatı kurabilmişler mi diye istatistiksel olarak kontrollerinizi sağlıyor musunuz? Yoksa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sık sık verdiği öğütlerdeki gibi çok doğurun, çok çoğalın düsturu yeterli mi görülüyor?

Evlilik bu gibi geri kalmış ülkelerde çoğalma kurumundan öteye gitmemekte, bizzat kendiniz bunun farkında değil misiniz?

Birbirini doğru düzgün tanımayı bir kenara koydum kendini bile tanımayan, kendini geliştirmeye, potansiyelini fark etmeye bu kadar uzak insanların, toplumun en önemli yapı taşını oluşturan çekirdek aile üyeliğine soyunmasını teşvik ederken gelişime nasıl katkıda bulunulmadığını farkında değil misiniz? Çünkü bu gelişimsizliğin müsebbibi bizzat kendi iktidarınız. Öyle 3 sene 5 sene değil yeni doğmuş bir çocuğun reşit olacağı yaşı görecek kadar süredir iktidardasınız sonuçta.

Eğitim sistemi, adalet sistemi gelişime bırakın izin vermeyi biraz gelişim varsa bile köreltmekten yana gerilerken bu kadar önemli bir yapının sağlam kalmasını nasıl bekliyorsunuz?

Bu ülkede şiddet gördüğü kocasına çay demleyip düzgünce konuşmasını öğütleyen bir Diyanet Başkanı var, bundan haberdar mısınız acaba?

Ya da her gün sayısını tutmakta zorlandığımız kadın cinayetlerine nitelikli, niteliksiz her iş kolundan etiketiyle eklemlenen, ortada kasılarak, gerinerek gezen dolaşan erkeklerin hiçbir yaptırımla karşılaşmadığını hatta ödüllendirildiklerini farkında mısınız?

Çoğu aileler kızlarının değerini damat tarafının alacağı mobilyalarla, tutacağı nikah salonları ve düğün harcamaları ile belirlerken evlendikten sonra kendilerinden beklenen tek vazife kocalarının gönlünü hoş tutmak ve çocuk bakmak olarak belirliyor buna itirazınız yok mu mesela?

Kendilerini yetiştiremeyen, kendilerini bilmeyen kadınların ve erkeklerin o çocuklara hiçbir faydaları olmayacağını dolayısıyla aileyi nicelik olarak değil nitelik olarak değerlendiremedikten sonra o kurumun hiçbir değerinin olmadığını farkında değil misiniz gerçekten?

Bu ülkede, “Kız çocuğun olursa yaşlılığında kurtuldun sana bakar ama erkek çocuğun olursa yaşlılığında yalnız kalırsın” diyen, böyle bir mantalite ile büyütülen nesillerin gelenekleri hala aramızda yaşatılmaya, böyle inanışlarla üremeye devam ediliyor dikkatinizi çekmiyor mu?

Sayın Kurtulmuş konuşmalarının sonlarına doğru katılmadan geçemeyeceğim doğru bir takım şeyler de söyledi.

“Kadın ve erkeği birbirine düşman ve rakip hale getiren hastalık zihniyetli bir hastalıktır. Bunlara karşı uyanık olmak ve ailemizi korumak durumundayız.”

Bakın bu doğru işte. Ancak bunu desteklemek için bulunduğunuz konumda, elinizin altındaki tüm kurumları ve birimleri bu konuda seferber etmeniz gerekir. Diyanet’ten adalete kadar her konu sizin bu çalışmalarda eksiğiniz olduğunu sadece göstermekle kalmıyor artık kırmızı alarm veriyor. İnsanlar yapılan adaletsizlikler için sosyal mecralarda adalet çağrısında bulunmaya başladı. Bu sizlerin iktidarı için de tehlike çanlarının çaldığını gösteriyor. Bu toplumda birbirini sokakta döven çiftler değil, birbirini öpen, birbirine sarılan çiftler dışlanıyor, Sayın Kurtulmuş!

Hatırlarsınız geçtiğimiz aylarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından sonra “Bekarlık vergisi” gündeme gelmişti. O da haftalarca gündemde,”Acaba önerge olacak mı?” diye konuşuldu, durdu. Bırakın artık insanlara ne olursa olsun yine de evlenin ve çoğalın deyip durmayı. Eğer aile kurumunu desteklemek istiyorsanız, insana ve topluma, sevginin, hissetmenin ve düşünmenin önemini anlatmaya, aşılamaya çalışın. Ancak severek, isteyerek, saygıyla, kendini bilerek yapılan evliliklerin, kurulan aile bağlarının önemli olduğunu ve böyle bir çekirdeğin ancak toplumu faydalı bir gelişime götüreceğini görün artık. İçi boş kurumların bu ülkeye verdiği zararı, görüyorsunuz ki, çok başarılı diye nitelendirdiğiniz iktidarınız da toparlayamıyor.

İlla vergiden bahsetmemiz gerekiyorsa konuşmak istediğimiz vergi, bekar olan vatandaş vergi vermeli mi değil de, üzerinden 21 yıl geçen 17 Ağustos 1999 ve 12 Kasım 1999’da meydana gelen depremlerin ardından 26 Kasım 1999 tarihinde “17.8.1999 ve 12.11.1999 tarihlerinde Marmara Bölgesi ve civarında meydana gelen depremin yol açtığı ekonomik kayıpları gidermek amacıyla bazı mükellefiyetler ihdası ve bazı vergi kanunlarında değişiklik yapılması hakkında kanun” ismiyle Resmi Gazete’de yayımlanan ve sadece bir yıllığına alınacağı belirtilen ama hala ödemeye devam ettiğimiz deprem vergilerinin ne olduğu olabilir!

İlla aile kurumundan bahsetmemiz gerekiyorsa birbirlerini sevmeyen ve bu yüzden aynı çatı altında kalmak istemeyen çiftlerden kadın olanlar zarar görme tehlikesi duymadan bu evliliği sonlandırmaktan korkuyor mu korkmuyor mu olabilir!

Kız çocukları ailelerinin baskısı olmadan kendi hayatları hakkında özgürce karar verici olabiliyor mu? Yoksa kuluçka makinesi olmaktan öteye gidemiyor mu?

Yani konuşabileceğimiz daha çok konu var, Sayın Kurtulmuş…

 

About RöportajTürk

Check Also

AFETE CÜRET OLMAZ

Geçtiğimiz hafta özellikle İstanbul halkının yüreğini ağzına getiren, Silivri merkezli 5.8 Mw büyüklüğündeki depremden sonra …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir