Home / EN YENİLER / SELİM SAM – AŞK CENNETİN AVANSIDIR!..

SELİM SAM – AŞK CENNETİN AVANSIDIR!..

70′ li yılların sevilen ismi Lirik Tenor Selim Sam ile 29 ayrı dilde şarkı söyleyebilmesine rağmen neden popüler olmak istemediğini konuştuk. Nostalji severler onu tanır.

Birçokları onu Türkiye ‘nin Frank Sinatra’sı olarak tanımlarken ses rengini Adamo’ya daha yakın bulanlar da var. Sadece bu kadar da değil.
Eski eşi Leman Sam ve kızı Şevval Sam ile yaşadıkları anlaşmazlıkları, kırgınlıkları, siyasetin durumunu ve uzun yıllar önemli alimlerden eğitimini aldığı Islam tarihi üzerine de keyifli olduğu kadar bilinmeyenlerle dolu bir röportaj gerçekleştirdik.
Açıkçası bu kadar duyarlı, saygılı ve özenli bir insanla tanışmış olmak çok onur vericiydi, beklediğimizden çok daha bilgili, dolu dolu bir insan karşımızda bulmuş olmanın keyfiyle yaptığımız bu sohbeti umarım sizlerde bizim kadar beğenir ve onun müzikleriyle ruhunuzu dinlendirirsiniz..

Röportajın sonundaki linklerden plak kayıtlarına ulaşabilirsiniz. .

images-7

MÜGE HATİCE YÖNTER (MHY) – Bildiğim kadarıyla lirik tenorsunuz , konuştuğunuz beş ayrı dil var ve 29 dilde de şarkı söyleyebiliyorsunuz. Size Türkiye’nin Frank Sinatra ‘sı diyorlar. Aslında ülkemiz açısından da çok değerlendirilebilir, önemli bir şey. 

SS –  Önemli olan bir şarkıya kendi duygularınızı verebilmek, taklit etmek değil. Taklit ettiğim bir tek şarkıcı var. Adamo. Ona sesim de benziyor. Bunun dışında kendi içimden ne geliyorsa kendi yorumumu katıyorum.

 

MHY – Peki müzik piyasasında gündemde kalamayaşınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

SS: Ben Ted Koleji’nden mezunum. Annem, konservatuarı görmem için beni Viyana’ya götürdüğünde fark ettim ki güzel giyinimli çok kibar insanlar. İçerisi sessiz. Her taraftan güzel bir müzik sesi geliyor. Ben de Ankara Devlet Konservatuarı’na girdim. Piyano bölümü için yaşım büyük diye Viyolonsel’e ayırdılar. “Tamam” dedik, kazandım imtihanı. Ama okula bir başladım nerede Viyana nerede bizim ki. Yemek kokuları, bağırış, çağırış bir tuhaf. Dünyam yıkıldı sanki. Bir de mesela müzisyenler çalıştıkları yer için “dükkan” derlerdi. Marangoz değilim ki ben, müzisyenim. Niye dükkan diyorsun? Orası bir müzikhol, pavyon bile olsa orada müzik yapılıyor. Alatura almazdım hiç. Para bastırırlar ya hani. Ben hiç almazdım.Öyle duygusal bir yapım var. Müzik piyasasına ilk Kelebek Gazetesi’ nin orada “Altın Ses” ile girmiştim. 2. oldum. Hürriyet Gazetesi’nin yarışmasını kazandıktan sonra bana şarkı önerdiler. Bende, “Önerdiğiniz şarkıları söyleyemem” dedim. Bir şarkıyı yorumlamam için duymam lazım, içimden gelmesi lazım. Mesela Ferdi Tayfur’un “Emmoğlu” diye bir şarkısı var. Onu ilk bana getirdiler. Ferdi Tayfur’u halk seviyor, saygı duyarım ama ben bunu yorumlayamam. Söyleyeceksin söylemeyeceksin derken attım kendimi yurt dışına. Benim için para kazanmaktan çok hobiydi, tabii parada lazım ama zengin olmak,  popüler olmak benim için önemli değildi hala değil. Dayatılana uymadım.

 

“‘Önerdiğiniz Şarkıları Söyleyemem’ Dedim.”

images-6

MHY – Peki şuanda aktif olarak şarkı söylediğiniz yerler var mı yoksa hobi olarak mı devam ediyorsunuz? 

SS – Bir ara gençliğimde profesyonel olarak çalıştım tabii ama yurt dışında. Berlin, Atina, Paris. Hatta Madame Martini özel uçağıyla Paris’ten geldi. Poliberciyan’ın sahibi. Milliyet’de yayınlandı. Gittim oraya bir de Rasputin diye bir Club var Paris’te, Madame Martini çok kibar bir kadın Polonya yahudisi, fakat ortam o kadar bozuk ki, provaya gittik orkestra şefi homoseksüel, herkes uyuşturucu kullanıyor, tuhaf bir ortam yani benim kişiliğime uymayacak bir ortam. Ben biraz mistik yapılıyım. İslam hukuku üzerine 25 yıl yurt dışında (Lübnan) çok değerli hocalardan eğitim aldım, Arapça da biliyorum. Televizyona çıkıp da böyle popülerlik taslayan hocalar değillerdi. Onlar gerçek alimlerdi.

 

YILMAZ BEZGİN (YB) –  Hangi dilleri biliyorsunuz ?

SS – İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Arapça biraz da Almanca.

 

MHY: Peki İslam Hukuku üzerine aldığınız eğitimi değerlendirdiniz mi ? Özel hayatınız haricinde akademik olarak ?

SS –  Akademik olarak değerlendirecek ortam yok çünkü gerçekleri söylerseniz ya asarlar ya öldürürler. Yani öyle bir ortam var. Öğrendiklerimden sonra İslam dininin hiç bir zaman anlaşılmış olduğunu düşünmüyorum. Ne Türkiye’de ne de Arap memleketlerinde. Şimdi Türkiye’nin dört bir tarafında ezan okunuyor bu demektir ki Allah’ın gönderdiği mesajı biz devlet olarak kabul ediyoruz ama uygulamıyoruz. Uygulamıyoruz derken, namaz kılmakla, oruç tutmakla alakası yok bunlar bireysel ibadetler. İnsanlar arasındaki adaleti Kur’an’a göre ayarlamadığınız zaman insanlar arasında sıkıntı çıkar. Allah Kur’an’da diyor ki, ”Hırsızlık yapanın elini kesin.” Maide suresi 38. ayet. 44. ayette diyor ki, ”Benim indirdiklerim ile hüküm etmeyenler kafirlerin ta kendileridir.”  Yani hanımları örtülü, namaz kılan yöneticiler bunları okumuyor mu ? Bunları günlük hayata geçirip söyleyecekler. Allah’ın emri bu.

 

MHY – Bunu söylediği zaman ne olur ?

SS – Cumhurbaşkanı olmasın, Başbakan olmasın ama Allah’ın mesajını doğru iletsin. Başına ne gelirse gelsin, sonsuzlukta o kazanacak, dünyada kaybedebilir. Çünkü burası geçici bir boyut. Allah nasıl hep vardı hep olacak demek ki bunun bir karşılığı var değil mi? İnsanlar dünyada hiç ölmeyecekmiş gibi hiç kopmayacakmış gibi yaşıyorlar halbuki Allah “Ben sizi sonsuzluğa çağırıyorum” diyor. Gelin orada her türlü zevk var. Etik sınırlarda yani. İnsanlar bana ne yahu diyor, ben dünyada yaşayayım yaşadığım kadar öbür tarafı kim görmüş ki. Hırsızın elini kesmek vahşet gibi geliyor ama değil, hırsızlık yüzünden öyle vahşetler oluyor ki, uygulama olursa bin kişi çalıyorsa üç kişiye düşer. Acından ölecek ama hırsızlık yapmayacak bu öğretilmeli. Yani mantığa da uyuyor. Mesela bir kişinin yakınını öldürmüş bir kişi onu 10 senede dışarı çıkarıyorsun sonra kan davası başlıyor. Devletin çözemediği adaleti bireysel olarak insanlar çözüyor. Vay benim yakınımı öldürdü bende onu öldüreceğim deme hakkı yok insanın. Onu devlet yapacak. Ama devlet yapmadığı zaman toplum arasında bozgun çıkar. Veya birisi sizin 1. derecede yakınınızı öldürdü diyelim. Devlet onu asarken siz 1. derece yakınıysanız affedebilirsiniz. Ben babamın katilini affediyorum dendiği zaman asamaz devlet, bu kadar da ince.

 

MHY – Peki İslam Hukukuna ilginiz nereden geldi, bu eğitimi almayı neden istediniz ?

SS –  Rahmetli annemin babası Bulgaristan’da göçmen olan dedem Diyanet İşleri Başkanı idi. Çok iyi, alim bir insandı. Beni yetiştirdi yani ailede benim gibi yobaz yok. (Gülüyor) Aileden sanatçı olarak bir tek ben çıktım. Beni 6 yaşımdan beri yetiştirdi, ben de onları değerlendirdim. Görmeden inanma, yani müslümanlık bu, iman etmek. Allah mesaj vermişse bunu herkese anlatırsınız herkes de inanmayabilir. Ama hidayet Allah’tandır derler ya işte Allah bana bunu nasip etmiş inandım ben. Günah işlemedim mi?  Çok işledim ama imanımda en ufak bir oynama olmadı. Günah işlerken bile ben onun haram olduğunu biliyordum. Püf noktası da bu insan tabii ki günah işleyecek. Allah diyor ki, ”Günah işleyen bir toplum olmasa günah işleyen bir toplum yaratırdım.” İnançlı insansanız Allah’ı hatırlıyorsunuz o da O’nun hoşuna gidiyor.

 

MHY –  Allah şirk ve kul hakkı dışındaki  günahları affedebileceğini bildiriyor.

SS – Tabii vaad ediyor şirk, kul hakkı ve inkar etme dışında, yani o gördüğünüz cübbeli hocalar, sakallı olanlar din değil, o şov kısmı hiç gerek yok, ranttır. Bir sürü uyuşturucu kullanan çocuklar var aileleri ne olmuşlar mesela tarikatlar alsınlar hepsini bitirsinler imkanı var parası var. Aslında tarikat diye bir şey yok, cemaat diye de bir şey yok. Bunlar bölmek demek, yani insanları bölmek. Şimdi Almanya’da bir camii sormuştum. “Süleymancıların camisini mi istiyorsunuz, diyanetin camisini mi?” diye sordular. Böyle şey olur mu ya Allah’ın mescidi bir tane olur. Kıble bir tane. Tabii insanları dinden soğutuyor bu tür şeyler maalesef.

 

“İnsanları Dinden Soğutuyorlar.”

20161204_201339-1

YB – Peki toplumda Cemaatlerin – tarikatların çok rağbet görmesinin sebebi nedir sizce ?

SS – Sebebini ben şöyle yorumluyorum. Devletin dini olmaması ve vatandaşlarına dini öğretmemesi. Boşlukta olan insanlar bir tarafa saldırıyorlar. İçlerinde inanma isteği var yani bir tarafa entegre oluyorlar. Bu çok yanlış, bunu devlet verecek ve devlet cemaatleri yasaklayacak. Bakın bugün mezhep kavgası yüzünden bunu söylüyorum. Alevi denen arkadaşlar veya Şii arkadaşlar diyor ki; “Hz. Hüseyin efendimizi şehit etmişler.” Hz. Hüseyin Peygamberimiz (s.a.v)’in torunu yani hangi inançlı insan onu şehit eder? Ben Müslüman olarak görmem onu kim şehit ettiyse. Veya Sünni dediğiniz kesimde Yezid, Muaviye ismi var mı ? Yok. Herkes Hasan, Hüseyin, Ali koyar yani ayrılık niye ? Onlar da Allah, Muhammed, Ali diyorlar biz de. Yani ben biz dememek istiyorum, her iki tarafta aynı şeyleri zikrediyor. Nedir bu ayrılık nedir bu saçmalık? 1400 sene evvel olmuş bir cinayetin sonuçları bu olmamalı. Onu Allah zaten yargılayacak cezasını da verecek. Ben onları Müslüman olarak bile görmüyorum. Hiç bir Müslüman, Peygamberin torununu öldürmez. Bir de Allah insanlara inanmakta özgür bırakmış, dinde zorlama yoktur yanlış anlatılıyor bizde. Sen Müslümanlığı kabul etmişsen onu uygulaman için bir kardeşin seni uyarabilir. ‘Emr-i bil mağruf nehy-i anil münker ‘ hadisi.. ama Müslüman olmamışsan özgürsün. Benim ateist arkadaşlarım var. Çok sayıda inançsız arkadaşım var. Aramızda hiç sorun yok, onların dünyası kendilerine ait. Ben sadece zaman zaman bir şey soruyorlar onlara cevap veriyorum. Ateistler var inanmıyorlar arkadaşız, zorlayamam. Ama Müslümanlığı kabul ettikten sonra eksik bir şeyi varsa, birbirimizi uyarmamız lazım. O beni uyarabilir ben de onu uyarabilirim. Bu dinde zorlama demek değildir.
MHY – Kızlarınızla hala görüşmüyor musunuz ? Her hangi bir geri dönüş olmadı mı size?

SS –  Hayır hala görüşmüyorum. Düğünde olan olaydan sonra geri dönüş olmadı.

 

MHY –  Peki Ayşe Arman’ın bir röportajında Leman Sam sizin için “psikopat” demiş, bir bayanı bu hale getirecek nasıl bir şey yaşandı?

SS – Leman aslında kaliteli bir insandır. Ondan bir şüpheniz olmasın. Babası da bir Albay’dı. Fakat ailesi var ama yoktu yani ailesi onu dışlamış. Onunla tanıştığımız zaman mürteddi yani Protestan olmuştu. İsmini de söyleyeyim hatta ilk defa size söylüyorum Leman Sam’ın ismi ( Carol Williams )’dı. Bir papaza gitmiş Protestan olmuş ismini de değiştirmiş. Biz tanıştığımız zaman bunları söyledi, Allah şahittir. Ben de okuyordum, yani o bana aşık oldu ben hiç bir zaman onunla evlenmeyi filan düşünmedim. Çok cici bir kızdı, çok kibardı ama evlenmek aklımdan hiç geçmiyordu. Yani aşık değildim. ”Benimle evlenmezsen kendimi öldürürüm, mezarıma sarı güller getirirsin” dedi. Biraz da dediğini yapacak tipte bir kızdı. Bunda bir keramet var dedik zor şartlarda evlendik. Ben annemin imzasıyla evlendim, 17 yaşındaydım  reşit olmama üç ay vardı.

 

MHY – Size neden tepkili bu kadar ? Psikopat diyecek hale nasıl geldi ?

SS – Çok sevdi. Ayrılığımızın intikamını alıyor kadınsal duygularla ama aşık olmadığım için ayrılmamız kaçınılmazdı. İki tane çocuğumuz oldu ama insanın aşık olmadığı biriyle birlikte olması çok zor. Onu kırmamak için senelerce söylemeden bir arada yaşadık.

 

MHY – Peki Leman Sam sizden ayrılmış olmasına rağmen neden hala SAM soyadını kullanıyor ?

SS –  Benim için hiç bir mahsuru yok. Benden hiç izin almadı, ben de hiç uyarmadım soyadımı kullanma diye.

 

YB – Leman Sam ile hiç konuşuyormusunuz?

SS –  Karşılaştığımız zaman mesafeli olarak konuşuyorum. Büyük kızım Şehnaz ile konuşuyorum, ama onunla da mesafeli. Özel olarak aramıyor yani.

 

“Ayrılığımızın İntikamını Alıyor.”

images-5

YB –  Bir babanın kızıyla ayrı olmasını İslam hukuku okumuş birisi olarak doğru buluyor musunuz?

SS –  Şöyle bir şey var. Türkiye’de bilinmiyor, örnek olarak ben size söyleyeyim,ergenlik çağına giren kız veya erkek özgür birey olur. Neden ? Çünkü Allah günah yazmaya başlar. Günah yazmaya başladığı zaman siz özgürsünüz demektir. İstediğinizi yapabilirsiniz yani. Anneler babalar zorla kızını evlendiremez, maalesef dinlemiyorlar ayrı. Adam orucunu tutuyor, namazını kılıyor ama kızı başkasıyla evlenirse öldürüyor veya yaptırım uyguluyor. Türkiye’de dinin anlaşılmadığını demin söyledim. Yani bir kızı zorla evlendiremezsiniz. Herkes özgürdür. Şevval de özgür, ben ona hiç baskı yapmadım, hatta şunu bile dedim; “istediğinizle evlenin, diyelim ki toplumda sevilmeyen bir insan ama siz aşık oldunuz, onunla evlenin.” Çünkü sevdiği insanla evlenmezse kızlar bunalım yaşıyor. Bütün ömrü boyunca kadın olarak sıkıntı yaşıyor. Böyle bir babaya bu yapılır mı? Ne dövdüm, ne sövdüm, ne bağırdı, ne çağırdım, kırıldım öyle bitti. Yapabileceğim hiç bir şey yok. Sadece kişisel olarak kırıldım. Son gün davetiye getirmiş içim kalbim kırıldı alakamı kestim ne yapabilirim başka?

 

YB – Şevval hanım hiç dönüş yaptı mı? Duygunuzu öğrenmek istiyorum.

SS –  Bir kere yaptı benim huyumu biliyor karar verdim mi dönmem. Bir şey hissetmedim kırgınım. Yani kırıldım bitti. Mesela başka babalar diyor ki, “Ben kızımı görmesem çıldırırım.” Bende öyle bir şey yok.

 

MHY –  “İslami eğitim aldım” dediniz. İslam dininde, küskünlük yoktur. Sizin de tavır alışınıza şaşırdım.

SS –  Hayır ben babayım, baba ve anne dinimizde çok önemlidir. O diyecek ki, “Baba ben yanlış yaptım, yapmamam gerekirdi özür dilerim.” O zaman her şey düzelir. Onların öyle bir dünyası yok ama.

 

YB – Peki bunda sizin inançlı biri olmanızla onun düşüncelerinin ayrı oluşunun etkisi var mı ?

SS – Yok onlar da inançlı, yani herkesin kendine göre bir inancı var. Şevval’in Allah için yazdığı bir şiir var ben hala saklarım. Şehnaz da inançlıdır, namaz kılar yani herkesin kendine göre bir inancı var, yaşadığı inancı. İnancından ötürü küsmem kimseye. Benim çocuğum ateist olabilir, üzülürüm ama küsmem. Fakat kişilik olarak hatasını bilmeli, sorgulamalı. Entellektüel bir insan hayatı sorgular. İster babasına ister başkasına olaylar niye oluyor? Akıllı bir insan “Neden?” der. Onlar “Neden?” demedi.

 

MHY – Belki de çekindiler, size itiraf edemediler belki de gurur ağır bastı?

SS – Olmaz o, başka olaylar da kişiliklerini ön plana çıkarabiliyorlar.

 

MHY – Anlıyorum. Peki o zaman konuyu değiştirip Selim Sam’ın neler dinlediğini öğrenebilir miyiz?

SS –  Ben klasik batı müziği dinlerim devamlı, Chopin, Çaykovski gibi…

 

MHY – Siyasi konulara ilginiz var mı?

SS – Kesinlikle hiç ilgilenmiyorum. Çünkü beşeri sistemlerin hiç birisi geçerli değil. Allah ne diyor: Estauzûbillah, “İnneddine indellahil islam.(Allah katında din Islâmdır.)” Allah’ın karşısına çıkıldığı zaman; “Benim dediğimi yaptınız mı?” diye soracak. Şimdi bakın demokrasi hakkında konuşayım mı? Demokrasi, İslama uygun bir rejim değil, çok savunuyor ya Müslümanlar. Demokraside Allah’a düşman bir insan parti kursun ve çoğunluğu alsın iktidara gelir. İslam’da böyle bir şeye geçit yok. Bu yüzden de siyasi seçim yok. Oy da vermiyorum. Bir kere oy verdim cahilliğim döneminde. O kadar.

 

MHY – Kime oy verdiniz ?

SS – Ecevit’e verdim.  Onun dürüstlüğünü çok seviyordum. Kıbrıs harbi de olmuştu. Milliyetçi hislerle tabii genç dönem 1977 seçimlerinde verdim ama sonra pişman oldum. Çünkü dini öğrenmeye başladım. Ecevit gene kişilik olarak çok dürüst bir insan ölmüş gitmiş dürüstlüğü için kimse bir şey söyleyemez. Ama bir de orada meclise giren kadına bağırdı ya orada iyice pişman oldum.(Merve Kavakçı) Bakın şimdi başörtü ile giriyorlar dünyanın sonu değil.

 

MHY –  Şuan da var olan iktidarı İslama uygun buluyor musunuz?

SS – Yani Tayyip Erdoğan’ı ben gençliğinden tanırım. Milli Türk Talebe Birliği’nden hatta bana “ağabey” demiştir. Abdullah Gül’ü de tanırım. Tayyip Erdoğan çok kaba sabadır ama milliyetçidir. Hitabet sanatı da çok kuvvetli. Ama buna mukabil bazen çok saçmalıyor. Saçma sapan laflar ediyor üzülüyorum o zaman. Şimdi parlamenter sistemde milletler arası diyalogda bir devlet adamı diğer devlet adamına terbiyesiz demez, öyle bir dil kullanmaz. Mahalle ağzıyla konuşmaz, zaten hakaret dinimizde de yasaktır. Mesela bir Budiste “Buda” için küfredemezsiniz yasaktır yani. Geçen gün bir Avusturyalıya (Schulz) mı ne terbiyesiz dedi yani onları ben hiç kabul edemiyorum.

 

MHY – Peki muhalefetleri baz alırsak Tayyip Erdoğan’ın karşısında durabilecek sağlam muhalefet var mı sizce?

SS –  Yok hayır. Bu rejimi ben kabullenemedim ki. Komple reddettiğım için hiç onları düşünmüyorum bile. Ama Tayyip Erdoğan ‘ın artıları ve eksileri var. Bazı artılar da çok iyi. Askeriye’yi çok güçlendirdi. Ve bir üs kurdu Kayseri civarında (ASELSAN) mühendislerin orada her türlü ihtiyaçlarını gideriyor, bol para veriyor, orada teknoloji ürettiriyor bak bu çok önemli. Yerli bir şey yapıyoruz, yapıyorlar da. Rus uçağına yön değiştirip başka yeri bombalattılar esas Putin ‘in barışma sebebinde biraz o var. Rotasını şaşırtacak teknoloji. Türkiye öyle dikkate almak zorunda insanları. Öyle basında olduğu gibi değil her şey. Ve Askeriye’yi çok güçlendirdi. Bizim çok ihtiyacımız olan bir şey bu.

 

YB – Peki Askeriye’yi 15 Temmuz sonrası yaşananları da dikkate alarak inceledigimizde tahliyeler, tutuklanmalarla personel açısından çok zayıfladığımız düşünülüyor. Bu konuda ne dersiniz? 

SS –  Teknolojik açıdan zayıflamadık. Bakın “Bir darbe kalkışması oldu.” diyorlar. Hatta buna Tayyip Erdoğan’ın kendi senaryosu diyorlar. Ben inanmıyorum. Ama şu mantıksal açıdan doğru. Sokağa dökülen insanlar, Atatürkçü subaylar olmasaydı o darbe muvaffak olurdu. Atatürkçü değilim. Ama mantıksal açıdan bakıyorum olaya, objektif olarak yani halkın sadece sokağa dökülmesi yetmezdi. Ordunun içerisindeki sağlam Atatürkçü subaylar da darbeyi önledi halkla beraber, ben buna inanıyorum.

 

MHY –  Askeri kanadın da önemi var tabii.

SS –  Var tabii, şimdi askerin içine ne kadar hain sızarsa sızsın sağlam bir yapı kurmuş Atatürk. Genelkurmay da var onların etkisi olduğunu düşünüyorum.

 

MHY – Peki bitirirken artık iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı? 

SS – Ben isterim ki insanlar Allah’ın emirlerini uygulasınlar. Gene normal insanlar hayatını yaşıyacak, eğlenecek, müzik dinleyecek, hayattan zevk alacak, yani her türlü davranışın tarifini Allah Kur’an’da vermiş. Ona uyduğu zaman insan hem bu dünyada mutlu olur hem de ahirette. Aklınıza gelecek her konuda aşk da dahil. Bunların içinde bir de sonsuzluğu kazanıyor bundan daha büyük bir hediye olabilir mi?

 

MHY –  Aşık mısınız şuan?

SS – Hayır değilim. Hayatımda hiç aşık olmadım.

 

MHY – Yedi evlilik yaptınız hiç aşık olmadınız mı ?

SS –  Hayır, hep bekledim aşık olmayı ama olmadı. Birlikte olduğum kadınlarla çok mutlu oldum. Yani evlilik olarak sevgili olarak ama Aşk başka şey.

 

MHY – Nedir aşk ?

SS – Aşk, Cennetin avansıdır. Çünkü aşk, sonsuz olarak cennette yaşanacak. Cinsel olarak da yaşanacak. Cinselliği bir tabu olarak görüyor bizim halkımız, konuşmaktan çekiniyor. Halbuki Allah’ın yarattığı en güzel duygu onun istediği gibi yaşarsan sevap yazıyor, onun istemediği gibi yaşarsan yaptırım uyguluyor. Onun bir sebebi olmalı insanlar bunu irdelemiyorlar. Barda birbirinizle bakıştınız, hoşlandınız hadi bu akşam gidelim gibi bir şey yok. Allah’ın aşkı tarifinde, erkek ile kadının bir arada olması tarifinde bu yok.

 

“Aşk, Cennetin Avansıdır.”

20161204_200309

Selim Sam’ ın Söylediği Şarkılardan Seçkiler ;

https://youtu.be/v0BZIfr8Izk

https://youtu.be/q9MBBID7xoA

https://youtu.be/WjG5WD1S_Y4

https://youtu.be/PX5Un0l59ik

Röportör : Müge Hatice Yönter -Yılmaz Bezgin

Editör : Müge Hatice Yönter

About Yılmaz Bezgin

Check Also

CÜNEYT ÇAKIR KARİYERİNİ YERDEN YERE VURDU!..

Türk Telekom Stadyumunda oynanan ve 0-0 eşitlikle sonuçlanan Galatasaray- Fenerbahçe derbisini yöneten hakem Cüneyt Çakır otoritelerden geçer not alamadı. Gerek verdiği ve gerekse veremediği kararlarla iki takımın da tepkisini çeken Cüneyt Çakır eleştiri oklarının hedefindeydi. Özellikle yardımcı hakemin başına isabet eden yabancı cisimle yerde kalmasına rağmen soyunma odasına gidememesi çok eleştirildi

One comment

  1. Sayın selim sam sizi görmenin imkanı var mıdır ?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir