Home / ANALİZLER / AYLA’NIN OSCAR YOLCULUĞU

AYLA’NIN OSCAR YOLCULUĞU

 

Safiye DEMİR

 

Oscar Ödül Töreni!

Sinema dalında Dünya’nın bilinen en ünlü ödül töreni. Her yıl Şubat sonu ya da Mart ayının ilk haftasında Los Angeles’ ta düzenlenen bu görkemli törende, sanata ve iyi filme verilen değerin ne kadarı hak ettiği içindir, tartışılır. Çok fazla dillendirilmese de elbette ki Oscar Ödül Töreninde politik sebepler de yer alır. Bundan değil midir 2013 yılında En İyi Film ödülü alan “Argo”nun çok tartışma yaratması? Her neyse, konumuz “Ayla” ve Oscar yolculuğundaki şansı..

“Ayla” 2017 Ekim ayında vizyona giren ve daha fragmanı yayınlanır yayınlanmaz merakla beklenen, ses getiren Türk filmi. Bir çok kişi Türkiye’de son yıllarda çekilmiş en iyi film olduğu görüşünde, bazı kesim fazla abartıldığını düşünürken bazı kesim ise “Babam ve Oğlum” dan sonra Türk halkını sinema salonlarından gözü yaşlı çıkartan en iyi film olduğu konusunda hem fikir.

Peki nedir Ayla’nın bu kadar konuşulmasını sağlayan? Bolca ağlatması mı, Türk filmi olması mı, gerçek bir hikâyeye dayanması mı yoksa Oscar aday adaylığı mı? Evet doğru okudunuz, “Ayla” çoğu yerde yazdığı gibi Oscar adayı değil, aday adayı.

‘Ay yüzlü bir kızla, ay yıldızlı bir askerin hikâyesi’ olarak lanse edilen “Ayla” filmi, oyunculuklar, kurgu , görüntü, efektler, duygu değişimlerinin ustaca yansıtılması ve konusu itibari ile gerçekten başarılı bir film. Nereden bakarsak şansı yüksek gibi gözüküyor. Fakat Oscar bu, henüz adaylığa bile alınmadı. Kesin bir şey söylemek mümkün değil.

1950’li yıllarda Kuzey Kore ve Güney Kore arasında başlayan iç savaşa, Adnan Menderes’in Nato’ya girme isteği sonucunda Türkiye asker gönderir. Ay yıldızlı Türk askerlerinin adeta kendi vatanlarıymış gibi savaştığı yakın geçmişteki bu olay vesilesi ile Güney Kore halkı ve Türk halkı arasında güzel bir bağ vardır. Kore halkının bize minneti yıllar boyu kardeş ülke olarak anılmamıza sebep olur. Kore’ ye giden gencecik askerlerimizin her birinin öyküsünü bilmek elbette ki mümkün değil. “Ayla” filmi bize Süleyman isimli vicdanlı bir Türk askerinin yaşadıklarını sunuyor. Ve işin en güzel kısmı ise, gerçek olaydan esinlenen bu filmin ana karakterleri hâlâ yaşıyor.

Süleyman bir gece komutanı ve asker arkadaşlarıyla etrafı kolaçan etmek için çıktığında buluyor Ayla’yı. Ailesi yanı başında katledilmiş, dili tutulmuş, ay yüzlü Kore’li bir çocuk. Sahipleniyor aldığı uyarılara rağmen, zaman geçtikçe alışıyorlar birbirlerine. Ayla’yı yanından asla ayırmıyor Süleyman, zaten o ayırsa da Ayla gitmiyor. Aralarında öyle güçlü bir bağ kuruyorlar ki ufak kız uzun süren yaşadığı şoku atlatıp konuşmaya başladığında, Süleyman ona Türkçe öğretiyor. Ayla ismini de Süleyman koyuyor zaten, ay gibi yüzü olduğu için. Ayla’nın konuşmaya ve Türkçe öğrenmeye başlamasından sonra Süleyman’a ‘Baba!’ diye seslenmesi ise gözyaşlarının dökülmesine sebep oluyor. Bütün ordu alışıyor Ayla’ya, adeta karda açan bir çiçek gibi, savaş ortamında askeriyenin maskotu oluyor Ayla.

Ama her şey bir yere kadar.. Koca bir yılını Kore’de geçiren askerlerin artık ülkelerine dönme vakti geliyor. Yeni bir ordu gelecek ve diğer askerler Türkiye’ye geri dönecek. Süleyman, Ayla’yı nasıl bırakacak? O bıraksa da Ayla onsuz nasıl duracak? Kore Hükümeti, ufak kızın Süleyman ile birlikte Türkiye’ye gitmesine izin vermiyor. Sadece savaşta ailesi ölen çocukların eğitimi için “Ankara Okulu” ismi verilen bir okul açılıyor. Elbette ki Ayla da bu okulun öğrencilerinden biri. Ayrılmak öyle zor geliyor ki bu sahneler bizleri bir kez daha gözyaşlarına boğuyor. Söz veriyor Süleyman, “Buraya yeniden gelip seni alacağım” diyor. İnanıyor Ayla, çünkü babalar evlatlarına verdiği sözleri tutar!

Aradan tam 47 sene geçiyor , Ayla’nın hasretiyle yaşıyor Süleyman. Evlenmiş, çocukları olmuş fakat bir yanı eksik. Verdiği sözü tutamamanın hüznü yıllardır içinde..

Her saniyesi duygu dolu bu Türk filmi, yukarıda da bahsettiğimiz gibi 2018 Oscar Ödülleri’ne gönderiliyor ve aday adayı olmaya hak kazanıyor. Şimdi tüm gözler “Ayla”da! Adaylığa girip, ülkemizi temsil edebilecek mi?

Geçtiğimiz yıl Deniz Gamze Ergüven’ in Safranbolu’da yaşayan beş kız kardeşin hikâyesini anlattığı, Türk–Alman-Fransız ortak yapımı filmi “Mustang”, aday adaylıktan, adaylığa geçiş yapıp yarışmıştı fakat Fransa için.. Ülkemizde çok tartışmalar yaratan bu filmin Fransa’dan aday olmasının sebebi ise, Türkiye’deki seçici kurulun Venedik Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü kazanan Kaan Müjdeci filmi “Sivas”ı Oscar’a göndermeye karar vermesiyle, sahipsiz kaldığını iddia eden yönetmenin tercihidir.

Peki “Ayla”nın şansı nedir?

İsterseniz buna önce politik açıdan daha sonra sanatsal açıdan bakalım. Malumunuz şu aralar Amerika-Türkiye arasında yaşanan bir vize krizi var ve henüz çözümlenmiş değil. Bu “Ayla”yı etkiler mi? Olabilir..

Amerika ve Kuzey Kore arasındaki gerilim ise henüz durulmuş değil ve film, Kuzey Kore’nin Güney Kore’deki halkı katletmesiyle oluşan bir savaşın öyküsü. Peki bu “Ayla”yı etkiler mi? Bu da olabilir..

“Ayla” Oscar adaylığına girse bile kuvvetli rakipleri var. Bu “Ayla”yı etkiler mi? Elbette..

4 Mart 2018’de naklen yayınlanacak olan Oscar töreninde En İyi Yabancı Film dalında yarışan filmlere baktığımızda, daha önce “Duvara Karşı” filmi ile Altın Ayı ödülünü alan Türk yönetmen Fatih Akın’ın bu sene Cannes Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanan “In The Fade” filmi Almanya adına yarışacak. Adından sıkça söz ettiren Rus yönetmen Andrey Zvyagintsev’ in “Loveless” isimli filmi Rusya adına ve “Force Majeure” filmi ile tüm beğenileri toplayan, 2017 Cannes Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü, Büyük Ödülü ve daha birçok ödül kazanan İsveç’ li yönetmen Ruben Östlund’un son filmi “The Square” filmi ise İsveç adına En İyi Yabancı Film dalında yarışacak. Micheal Haneke’nin son filmi “Happy End”i de unutmamak gerek.

Tüm bu koşullara bakıldığında her şey her zaman olduğu gibi Oscar jürisinin insafına (!) kalıyor. Bakalım “Ayla” tüm bu politik süreçleri eleyip adaylığa yükselebilecek mi? Eğer böyle güzel bir haber alırsak ki umudumuz bu yönde, Ayla filmine ve film ekibine Türkiye olarak diğer güçlü adaylıklar arasından sıyrılması adına şans ve başarı diliyoruz. Unutmamak gerek ki “Ayla”nın aday adaylığı bile Türk sineması açısından her zaman bir kazançtır ve bu anlamda her zaman sinema kazanacaktır.

Safiye DEMİR

About Müge Hatice Yönter

Check Also

TÜRK HAKEMLERİNİN KARA HAFTASI

Örnek teşkil etmemesi için Caner Erkin ve Galatasaray tribünleri cezasız kalmamalıdır. Yoksa, yarın Allah korusun daha büyük olayların içerisinde buluruz kendimizi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir