Home / EN YENİLER / ÖZCAN OAL – TÜRK HAKEMLİĞİ DİBE VURDU!..

ÖZCAN OAL – TÜRK HAKEMLİĞİ DİBE VURDU!..

Türk Futbolunun yetiştirdiği en önemli hakemlerden ve aynı zamanda hakem hocalarından biri olan Özcan Oal hakemliğe 35 yaşında başlamış olmasına rağmen yeteneği ve çalışkanlığı ile zirveye tırmanan ender isimlerden biri. Onunla yaptığımız bu söyleşide sizlerin de futbola dair güzel anılara ve uzman birinin gözünden realist eleştirilere şahit olmanızı istedik. 

fb_gs_15_nisan_1990

YILMAZ BEZGİN (YB)- Hakemliğe nasıl başladınız?
ÖZCAN OAL (ÖO)- Ben amatör kümelerde 18 yıl futbol oynadım. Hakemliği, futbol oynamanın verdiği, ara sıra mahalle maçlarında yaptığım hakemlikle sevdim. Topkapı, Fındıkzadeliyim. Orada da FİFA Kokartlı bir hakem abimiz Faruk Talu (Allah rahmet etsin) ”Bu kadar top oynadığın yeter, gel artık seni hakem yapalım” dedi. Ben de 1975 yılında açılan bir kursa müracaat ettim, futbol oynamanın vermiş olduğu avantajlarla kabul edildim. Ve ondan sonra hakemlik yapmaya başladım.
YB- Yönettiğiniz ilk maçı hatırlıyor musunuz?
ÖO- İlk yönettiğim maç Boluspor- Göztepe, Türkiye 1. Lig maçı. Bunu büyük maç olarak düşünelim. Hakem olarak ilk yönettiğim maç ise 3.Lig’de Kırklarelispor-Ankara Şekerspor maçı. Kariyerimde klasman hakemi olarak çıktığım ilk maçtır.
YB- Hocam siz uzun yıllar futbol oynadınız. Hakemliğe 35 yaşında başladınız buna rağmen FIFA kokartı taktınız. Bu biraz sıradışı bir durum aslında, FIFA Kokartı takma hikayenizi bize anlatır mısınız?
ÖO- Beni hakemliğe alırlarken, klasmana alınıp alınmayacağımı bilmiyordum. Amatör kümede maçlar yönetiyorum, iyi yönetmişim demek ki göze battım. O zaman devre arkadaşlarım klasmana alındı ama ben alınmadım. Ben de Hocamız Selim Ok’a gittim ve durumu anlattım. Bana ” 35 yaşın üstünde olduğun için alınmamışsın ama buna bir çare bulacağız” dedi. Rahmetli Faruk Yamaç ve İhsan Tülmen Hocalarımız Ankara’da hakem klasmanı talimatında bir değişiklik yaptılar. ”Futbol oynamış hakemler için yaş sınırı yoktur” diye bir madde eklediler. Hemen ertesi gün o talimat sayesinde klasmana girdim ve bir sene içinde 1.Lige terfi ettim. İlk çıktığım sene iyi maçlar yöneterek kendimi gösterdim. Hatta 1.Lig’deki ilk yılımda Fenerbahçe-Beşiktaş derbisini yönettim. Tabii ki futbol oynamış olmanın çok büyük avantajları var. Futbolun ruhunu biliyorsun. Futbol oyununun 12. kuralıdır. O kuralda yapılan faulleri daha önceden sezersen, futbolcuların niyetini, ne yapacağını anlarsın. Topa mı çıkıyor, kafaya mı çıkıyor, adama mı çıkıyor? Giderken adama mı gidiyor, topa mı gidiyor, sağından gelip soldaki ayağına çelme mi takıyor? Bunları tabii ben de yıllarca top oynadığım için çok iyi değerlendirerek faul hatası yapmaksızın çok başarılı maçlar yönetince, dediler ki ”Bu adam bu işi biliyor.”

”FUTBOL OYNAMIŞ HAKEMLER İÇİN YAŞ SINIRI YOKTUR”

ozcan-oal-fb-gs

YB- Günümüzde hakemler mesleğe çok erken yaşta başladıklarından dolayı futbol oynamadan hakem oluyorlar. Bu nasıl bir handikap oluşturuyor?
ÖO- İşin en büyük yanlış tarafı şu, Ahmet Güvener MHK (Merkez Hakem Kurulu)’nın başına geçtiği zaman, simitçi, börekçi, ayakkabıcı kim varsa getirdiler formayı giydirip hakem yaptılar. Böyle bir şey dünyanın hiç bir yerinde olmaz. Daha önce ben de Şenes Erzik Federasyonu zamanında yöneticilik yaptım. O zaman bir kıstas koyduk. Hakemin görüntüsü iyi olmalı dedik, boy ve kilo için kıstaslar belirledik. Ama futbol oynamanın ve tecrübenin maç yönetebilmek için çok büyük önemi vardır. Oyunun ruhunu bilmek çok önemli. Bunu bize Hilmi Ok, Ertuğrul Dilek, Doğan Babacan gibi hocalarımız sahada gösterirlerdi. Şimdi yine gösteriyorlar ama adam ne yapsın, bu iş adamın nüvesinde yok. Sen istediğin kadar anlat. Bana istediğiniz kadar hiç anlamadığım bir meslek ile ilgili bir şeyler anlatın, ben anlamam. Futbol da böyle bir şey, futbolu bilmezsen sahada iyi hakem de olamazsın. İstisnalar var tabii ki mesela Ahmet Çakar futbol oynamamış keza Cüneyt Çakır da öyle. Ben bunları da taktir ederim. Ahmet Çakar daha 19 yaşındayken ilk defa onu Galatasaray-Beşiktaş maçına yan hakem olarak ben çıkardım. Adnan Türkkan ile ikisini. Biz o zaman gençliğe çok önem veriyorduk. Eskiden hep baba hakemler vardı, 1. Lig’de  45 – 50 yaşında adamlar hakemlik yapardı.Biz öncülük yapalım dedik, Ahmet Çakar ve Adnan Türkkan gibi çok genç adamları elinden tuttuk. Ahmet Çakar yanımızda pişti. Ondan sonra kendi başına yeteneğiyle yürüdü, gitti.
YB- Geçmişten günümüze Türk Hakemliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?
ÖO- Türk Hakemleri eskiden çok saygın, oturaklı, ağır başlı idi. Kimi zaman sahadaki duruşları ile düdüğe gerek kalmazdı. Bunun tek sebebi de futbolculardı. Şu anda yaşadığımız 1. Lig ve 2.Lig’ deki kavgalar o zaman yoktu. O kadar temiz bir ligdi ki oradaki hakemlerin de sahadan çıkarken elleri sıkılırdı. Yürüyüşleri bile farklıydı, yavaş yavaş yürürler ve sahadan çıkar giderlerdi. Olay olduğu maçlar olurdu tabii ki ama şimdiki gibi her maçta olmuyordu. Sahaya atlamalar, yumruklamalar, kavgalar olmuyordu. Onun için eski devirdeki abilerimiz çok saygın hakemlerdi. Ve onlar hiç unutulmazlar. Rahmetli Sulhi Baran’dan başlar bu iş, Faruk Talu, Muvahhit Afir, Semih Soroğlu, Hilmi Ok , Ertuğrul Dilek, Doğan Babacan bunlar dünya çapında hakemlerdi. O zaman FIFA Kokartı takmak kolay değildi, şimdikilerin yemek listesine ekler gibi listeye yaz oradan FIFA Kokartı taksın yok öyle bir şey. Üç tane Milli maç yöneteceksin, yabancı maç.Oradan iyi not alacaksın, ondan sonra FIFA Kokartı takacaksın. Şimdikiler uçurtmadan tayyare selam söyle o yare, Alper Ulusoy gibi. Kardeşim bu adam hakem mi diyoruz, yazıyoruz, çiziyoruz dinleyen yok. (Trabzonspor-Antalyaspor maçı) Gözünün önünde neler oluyor, iki metre, üç metre yakınında olan pozisyonu bütün Türkiye gördü, sen yirmi metre ötedeki yardımcı hakemden mi alacaksın penaltıyı, burnunun dibinde. Sen onun içeride mi dışarıda mı olup olmadığını süzemiyorsan yapma bu hakemliği. Yazık günah, o takımlara yazık. Diyelim ki o maç bir düşme maçı ya da şampiyonluk maçı, ne olacak şimdi? Sen verdin orada, içeride diye penaltıyı, Allah’tan penaltı gol olmadı. Hakemlikte adalet dağıtmak önemlidir. Her işte adalet dağıtmak önemlidir de, hakemlikte çok daha önemlidir. İki tane takım oynuyor ve ter döküyor, milyonlarca taraftar stres atmak için gelmiş sen adamı daha çok strese sokuyorsun. Mantalite de eskiden çok güzeldi. Bizim yönettiğimiz maçlarda tribünler yarı yarıyaydı. Hiç kimsede bize küfür etmedi. Şimdiki ortam, cezalar veriliyor ama yine de önüne geçilemiyor. Bir de o cezalar olmasa yandık o zaman.

“Erman Toroğlu ve Ahmet Çakar’a Herkes Kızıyor.

Kimse Boşuna Kızmasın, Bunlar Adam gibi Adam.”

ahmet-cakar-ve-erman-toroglu-nu-delegelikten-7155925_x_5000_o

YB- MHK’nın bugünki durumunu nasıl görüyorsunuz?

ÖO- Ahmet Güvener’in MHK’nın başına geçmesiyle Türk hakemliği dibe vurdu. Çünkü Ahmet Güvener hakem değildi. Hakemlik yapmayan, hakemliğin ne olduğunu bilmez, hakemlerin ne çektiğini bilmez, FİFA hakemlerine bir düşmanlığı var. Bu işlere eğer siz siyaseti katarsanız hakemleri mahvedersiniz. Mesela bir olay anlatayım; Ahmet Çakar’ı riskli bir Trabzonspor-Rizespor maçına verdik. Geldi dedi ki; “Ben Ahmet Çakar’a kızgınım alın o maçtan.” Maç riskli bir maç, Karadeniz Derbisi. Bırak gitsin, yönetsin, gelsin ondan sonra ceza mı vereceksin ne yapacaksan yap. Biz yine de Ahmet Çakar’ı maça verdik ama o değiştirdi. Maça Ergül Yücedağ’ı verdi. Ve maç yarıda kaldı. Bu sefer olay bize yıkıldı. Şimdi Ahmet Güvener mi bilir ben mi bilirim? Ben en azından 10- 15 tane Trabzonspor-Rizespor maçı yönetmişim. O maçın havasını ben bilirim. Riskli maçlara hakem verdiğimiz zaman öyle siparişle hakem veremeyiz. Ondan sonra bozula bozula bugünki haline geldi. Bir önceki MHK Başkanı Kuddusi Müftüoğlu için şimdi medyada okuyoruz, Trabzonspor’un eski başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu onun hakkında FETÖ’cü olduğu iddiasıyla suç duyurusunda bulunuyor. Yazık günah değil mi şimdi arasına Cüneyt Çakır da girmiş. Şimdi bu tür insanların hakem camiasında olmaması lazım. Kuddusi Müftüoğlu’nun yönettiği bütün maçları çıkarıp inceleyelim, hepsi rezalet. Gözünün önünde yumruklar atılır adam atamaz, x takımı büyük takım diye korumaya kalkar. Şimdi bu adamları sen bir de hakemliğin başına getirirsen neler olmaz. Şimdi ordan gelen enkazı Yusuf Namoğlu toparlamaya çalışıyor. Yusuf Namoğlu çok karakterli ve hakemliği iyi bilen biri ama ortada bir enkaz var. Bu enkazı nasıl düzelteceksin? Düzeltebilmek için gençlere yöneleceksin. Halil Umut Meler, Yaşar Kemal Uğurlu, Ümit Öztürk, Arda Kardeşler bu isimleri al oraya not et, büyük hakem olacaklar. Ben bunların hiç birini tanımam. Sokakta karşılaşsam bana merhaba deseler ”kimsin kardeşim” derim. Ama burada siyaset işin içine girmiş. O partinin adamı bu bilmem hangi tarikatın adamı, bu namaz kılıyor, o kılmıyor bu tip ayrımcılığa girerek hakemleri böldüler. Bu sefer hakemlerin güvencesi kalmadı. Yani ben iyi hakemlik yapıyorsam Süper Lige çıkar hakemlik yaparım yok. Bunların uydusu olacaksın, Kuddusi Müftüoğlu’nun emrinde gideceksin. Daha fazla isim verip de insanları rencide etmeyeyim. Kuddusi Müftüoğlu deşifre olduğu için söylüyorum. Gazetelerden okuduğum kadarıyla FETÖ soruşturmasından içeri alınıyor. Şimdi bu tip adamların ne işi var hakem camiasında. Erman Toroğlu ve Ahmet Çakar’a herkes kızıyor. Kimse boşuna kızmasın, bunlar adam gibi adam. Erman Toroğlu da Ahmet Çakar da doğruyu söylüyor. Bağırıyorlar, çağırıyorlar, hokkabazlık da yapsalar, şarlatanlık da yapsalar adamlar doğruyu söylüyorlar. Kendilerine bir menfaat sağlayacak şekilde konuşmuyorlar. Ama bu adamlar ne yapıyor? Şu hakem şu takımın sempatizanı, o zaman o takımın maçına o hakemi verelim, gönlü olsun. Böyle bir şey olabilir mi? Bunun yolunu bin defa söyledim. Diz hakemlerini, ver karşısına maçları kim çıkarsa o maçı yönetsin neden sipariş alıyorsun. Sipariş aldığın zaman hiç bir şey düşünmesen bile haksızlık yapıyorsun. 22 tane hakem var, sıraya diz onları her hafta teker teker maçlara ver. Olaylar olmuştur, bazı maçlar ters gitmiştir onlar ayrı tutulur ve düzeltilir ama bunlar böyle değil ki. Açıyorlar çok samimi oldukları kulüplere ve federasyonda çalışan kulüp taraftarı yöneticilere ” Abi işte bu hafta kimi isterler kimi verelim?” Yahu bu günah günah, olay bu.

“HALİL UMUT MELER, YAŞAR KEMAL UĞURLU, ÜMİT ÖZTÜRK, ARDA KARDEŞLER
BÜYÜK HAKEM OLACAKLAR”

380d96e7-4ce5-4ece-b30c-595da67165f9

YB- Unutamadığınız bir anınız var mı?
ÖO- Bir gün Samsun’a Türkiye Kupası Şampiyonluk maçı için gidiyoruz. Yol yapımı olduğu için yolda kaldık. Yoldan taşları atıyorlar. Yol kapalı ve maça iki saat kaldı. Orada hakemliğimi kullanıyorum. Hemen arabadan atladım orada çalışanların şefinin yanına gittim. Ben bir şey yapamam operatöre söyle oradan yol açsın geçin dedi. Operatör beni görünce tanıdı hemen atladı, ”Ben bu yolu on beş dakikada açarım ama Samsunsporun lehine bir penaltı verirsen açarım” dedi. Ya kardeşim bir tane olur mu dedim iki tane vereceğim senin için çabuk aç dedim. Tanju Çolak o zaman Samsun’da oynuyor, maç 0-0 bitti.

Röportor: Yılmaz Bezgin
Editör: Müge Hatice Yönter

About Müge Hatice Yönter

Check Also

YAPRAK ÖZ – BEN ONA “ŞİDDET PORNOSU” DİYORUM

  Polisiye ve gerilim romanları dediğimizde çoğumuzun aklına hala yabancı yazarlar geliyorsa bunun sebebi, ülkemizde …

One comment

  1. oldukça güzel

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir