Home / EN YENİLER / METİN KÜLÜNK – AVRUPA BİRLİĞİ’NİN YIKILIŞI YAKINDIR!..

METİN KÜLÜNK – AVRUPA BİRLİĞİ’NİN YIKILIŞI YAKINDIR!..

 

Ak Parti 26. Dönem Istanbul Milletvekili Metin Külünk ile gündeme dair merak edilen önemli sorunları konuştuk. 

img-20161228-wa0001

 

YILMAZ BEZGİN (YB) – Türkiye’nin terör ile mücadelede izlediği politikayı artısı, eksisi ile değerlendirir misiniz?
METİN KÜLÜNK (MK) – Türkiye’nin son yarım yüzyıl içerisinde yakın ve şiddetli terörizm tehditlerine muhatap olmadığı dönemler nerede ise yok gibidir. Özellikle son 40 yıldır marjinal sol DHKP-C’den etnik bölücü PKK’ya, dini istismar eden El Kaide’den DEAŞ’a, devleti içten ele geçirmek için her türlü kötülüğü besleyip büyüten FETÖ’ye kadar çok farklı örgütlerle mücadele etmek zorunda kaldık.
Öte yandan Türkiye’nin uğraşmak zorunda olduğu terör gruplarının tamamının arkasında çok güçlü bir dış desteğin bulunduğu da artık bir iddia ve histen öte gerçeklik olarak alenileşmiştir. Özellikle son 5 yıl içerisinde ortaya çıkan “Vekaletler Savaşı” kavramı terör örgütlerinin arkasında çok güçlü desteklerin oluştuğunun en net göstergesidir. Hal böyle olunca ülke olarak sadece terör örgütlerine karşı değil, aynı zamanda arkasında ki lobilere karşı da mücadele vermek durumundayız. Bu durum son yıllarda Türkiye’nin terörle mücadelesinin çok boyutluluk kazanmasını sağlamıştır.
Şu gerçeğin altını çizmek gerekir ki, özellikle 1990’lı yıllarda etnik teröre karşı mücadelede çok ciddi taktiksel hatalar yapılmıştır. Terörle mücadelede yerine adeta bölge halkı ile toptan mücadele edilmiştir. Bölgede hak ve özgürlüklere getirilen kısıtlamalar, OHAL gibi halkı baskılama ve sindirme aracı olarak yürürlüğe konulan tedbirler; terörün kökünün kazınmasına değil, aksine büyümesine, toplumsal zemin bulmasına yol açmıştır.
Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan; Kürt halkı ile devletin barışmasına giden süreci başlatmıştır. Lakin bu süreç terör örgütü PKK ve uzantıları ile FETÖ tarafından terör örgütünün silahlanmasına vesile olarak kullanılmak istenmiştir. Özellikle 7 Haziran seçimlerinin ardından Türkiye açısından bölgede yeni bir siyasal tablo ortaya çıkmıştır. Halkın destek verdiği siyasi parti çözümü parlamentoda aramak yerine Kandil’in gölgesinde arama yolunu seçmiştir. Hal böyle olunca da seçimlerin hemen ardından yeni bir şiddet dalgası baş göstermiştir.
Bu tarihten itibaren Türkiye terörle mücadele de yeni bir yöntem uygulamaya başlamıştır. Halkın hak ve özgürlüklerine saygıyı esas alan, terör örgütüne karşı en sert tedbirleri uygulamaya koyan bu yeni konsept terör örgütünün yok oluşuna giden sürecin başlangıcı olmuştur.
Yeni konseptin kazanımlarından birincisi terör örgütlerinin bölge halkından destek bulamamalarıdır. Devletin arkalarında olduğunu gören bölge sakinleri artık terör örgütünün tehdit ve şantajlarına karşı dik durabilmektedirler. Şu bir gerçektir ki, devlet vatandaşına sahip çıktığı sürece, vatandaş da devletine sahip çıkar. Bunun en bariz göstergesi de terör örgütüne katılımın son 40 yılın en düşük düzeyine inmiş olmasıdır. Bir zamanlar her ay yüzlerce kişinin katıldığı terör örgütüne bugün aylık katılım iki elin parmaklarını geçmemektedir. Bu durum terörün kökünün kazınmasındaki en büyük başarılardan biridir.
Öte yandan PKK terör örgütü dağlardaki hâkimiyeti kaybettiğini anlayınca, şehirlere inip hendek terörizmi üretmiştir. Devletimizin ve güvenlik birimlerimizin kararlılığı ile bu süreç aşılmış ve terör örgütü şehirlerimizden sökülüp atılmıştır. PKK’nın siyasal sözcülerinin “Hendek Siyaseti” dedikleri bu süreç bölge halkının terör örgütü ve siyasal uzantılarından iyice nefret etmesi gibi hayırlı bir sonuca vesile olmuştur.
PKK artık yenilmişlik durumu ile elindeki son kozu oynayıp canlı bombalarla büyük şehirlerimize saldırmaktadır. Sansasyonel saldırılar yaparak hala ayaktayım mesajı vermek istemektedir. Öte yandan terör örgütlerinin bu süreci bireysel örgüt mantığı ile yürütmedikleri, ortak bir akılın yönlendirmesi ile hareket ettikleri görülmektedir. Bugün PKK ile DEAŞ arasında, FETÖ ile DHKP-C ve diğerleri arasında organik bir bağ oluştuğu çok net izlenmektedir. Tüm bu örgütler bir üst akıl tarafından koordineli olarak yönetilmekte ve sahaya sürülmektedirler.
Türkiye tüm durumun farkındadır. Sadece bu örgütlere karşı değil, aynı zamanda onların iç ve dış finansörleri ile uluslararası destekçilerine karşı topyekün bir mücadele vermektedir.

YB –  AK Parti iktidara geldikten sonra parti kapatmayı zorlaştıran yasalar yaptı. Ama şimdi görüyoruz ki HDP ile ilgili çok büyük sıkıntılar yaşanıyor. HDP sorununun çözümü nedir sizce?

MK – Biz parti kapatmaya karşıyız. Parti kapatmayı da bunun için zorlaştırdık. Bu ülkede silaha sarılmadan, teröre bulaşmadan, aklını kullanarak ülkeye katkı sağlamaya, fikir üretmeye çalışanlara ve en uç düşüncelere açık olduğumuzu her daim ortaya koyduk. Milletin karşısına çıkıp fikirlerini ifade eden her siyasal parti ve temsilcileri parlamento çatısı altında hizmet verebilmelidir. Bunun tek şartı kanunlara uymak ve milletin emanetine hıyanet etmemektir. Milletin emanetine hıyanet edenlerin, teröre yardım ve yataklık yapanların, kanundan kaçanların ise sonu bellidir. HDP ya da başka partiler kanunların kendilerine çizdiği istikamette durdukları sürece yollarına devam ederler. Kanun dışılığa çıktıkları sürece de gereği yargı tarafından yapılır. Türkiye’de bu süreç sağlıklı şekilde işlemektedir. Suç işleyen cezasını çeker. Millete ve ülkeye katkı sağlayan da mükâfatını görür.

TAHA ABDULLAH ALTUNLU (TAA) – Terörle mücadele için Cumhurbaşkanının milli seferberlik ilan etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

MK – Terörle mücadelede salt güvenlik tedbirleriyle başarıya ulaşılamaz. Hele hele ülkemizin son dönemde maruz kaldığı şekliyle tek merkezden yönlendirme ile sistematik hale gelmiş saldırılara karşı sadece güvenlik birimlerinin tedbirleriyle başarıya ulaşılması mümkün değildir. O sebepledir ki milletimizin her ferdinin bir seferberlik ruhu ile bu saldırılara karşı mücadele etmesi gerekmektedir. Nitekim Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın seferberlik çağrısı üzerine milletimizin sürece katkısı sahadaki başarı oranını bir anda üçe-dörde katlamıştır. Bu katkı gerek PKK ve DEAŞ’e, gerekse FETÖ’nün uyuyan hücrelerine karşı operasyonları artırmıştır. Mücadele aralıksız olarak, son hücre çökertilene kadar devam edecektir. Devlet ile millet ele ele verdiğinde bunun karşısında hiçbir fani güç duramaz. Milletimiz bugün böyle bir ruhu ayağa kaldırmıştır. Ülkemizi selamete erdirecek ruh milletin birlik ruhudur. Bu ruh Çanakkale ruhudur. Kuva-i Milliye ruhudur.

AB çok kimlikli, çok dinli bir yapı olmak yerine tek dinli bir yapı olmayı tercih etmektedir. “

img-20161227-wa0001

 

YB – Suriye ve Fırat Kalkanı ile ilgili son durum nedir bilgi verir misiniz?

 

MK – Suriye meselesi de tıpkı terör meselesi gibi artık çok boyutlu bir hal almıştır. Hem sahada silahla yürütülen mücadeleden, hem de masa başındaki diplomatik mücadeleden başarı ile çıkmak zorundayız. Hadiseye tek taraflı ve duygusal bakımdan reel olanı görerek hareket etmek zorundayız. Suriye’nin de, bölgenin de, dünyanın da gerçeklerini görmeden hareket ettiğimiz anda hem ülkemizi, hem de Suriyeli mazlumları tehlikeye atarız. Bu sebepledir ki, gerek Fırat Kalkanı Operasyonu’nda, gerekse topyekün Suriye meselesinde ülke olarak akılcı ve reel politikalar izliyoruz. Zaman zaman izlenen politikalar bazı kardeşlerimizin eleştirisine muhatap olabilmektedir. Bu eleştirilerin olması normaldir. Burada bilinmesi gereken şudur. Devletimizin vakıf olduğu birçok istihbarat bilgisine bu eleştiriyi yapan kardeşlerimizin vakıf olmaları mümkün değildir. O sebeple sürece olumlu katkı yapmak önemlidir. Milletimiz devletimize güvenmelidir. Türkiye, bölgede mazluma sahip çıkan, ülkemizin ve milletimizin birlik ve beraberliğinin yanında, coğrafyamız halklarının hukukunu gözeten adil bir çözüm için mücadele etmektedir. Bu çözüm sahada silahla, masa başında da diplomasinin tüm araçları kullanılarak gerçekleştirilmektedir. Zaman zaman geri adım gibi görünen hamleler, kısa sürede atılacak seri adımların hazırlığıdır. Sabırla ve basiretle hareket etmek zorundayız.

YB – Yeni anayasa çalışmaları ile ilgili bilgi verir misiniz? Burada öngörülen yeni sistemin detayları nelerdir?

MK – Yeni Anayasa konusunda AK Parti ve MHP’nin üzerinde uzlaşarak Meclis’e sunduğu paketin görüşmeleri devam ediyor. Komisyon görüşmelerinde CHP’nin sürece olumlu katkı sunmak yerine krizi tırmandırmak için hareket ettiğini gözlemliyoruz. CHP bu yaptığı ile milletten kaçmanın yollarını arıyor. Demokrasilerde son sözü millet söyler. Milletten kaçarak, millete rağmen bir yere varılamaz. Tüm uyarılara, milletin onlarca tokadına rağmen aynı hal üzere devam ediyorlar. CHP’de bu durum müzmin bir hastalık halini almıştır. Allah şifa versin demekten başka bir şey elimizden gelmiyor.
Yeni sistem ile Türkiye gelecek yüzyıla hazırlanmaktadır. Bölgesel ve küresel güç olmasının önündeki engeller ortadan kaldırılmaktadır. Yeni Anayasa ile birlikte Türkiye artık hem siyasal, hem de ekonomik anlamda kabuğunu kıracak, orta gelir tuzağından kurtulacak ve siyasal istikrarsızlığın rafa kalktığı bir döneme girecektir.

YB – AB ile ipler neden bu kadar gerildi ve ilişkilerin yeniden rayına girmesi için beklentileriniz nelerdir?

MK – AB kendini bulunmaz Hint kumaşı olarak satmaktan vazgeçmelidir. Türkiye’nin, AB’ye ne kadar ihtiyacı varsa, AB’nin de Türkiye’ye o kadar ihtiyacı vardır. AB bu haliyle devam ettiği sürece geleceğin dünyasında olması zor görünmektedir. Bugün artık ortaya çıkmıştır ki, AB çok kimlikli, çok dinli bir yapı olmak yerine tek dinli bir yapı olmayı tercih etmektedir. Türkiye’ye uygulanan defansın da tek sebebi budur. AB ya bu yanlıştan dönecek, ya da dönecek. Aksi durumda AB’nin yıkılışı yakındır.

Röportör : Yılmaz Bezgin – Taha Abdullah Altunlu

Editör : Müge Hatice Yönter

About RöportajTürk

Check Also

GÖRÜNENDEKİ GÖRÜNMEYEN, SÖYLENENDEKİ SÖYLENMEYEN

  Yüksek lisans tezimi Nihan Kaya’nın romanları üzerine yazdım. Doktorama da Nihan Kaya’nın kitapları konulu …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir