Home / ANALİZLER / KADIKÖY’DE HAYALLER BUZ KESTİ

KADIKÖY’DE HAYALLER BUZ KESTİ

 

Cihan TAŞÇI

 

 

Fenerbahçe adına dünkü maçı kazanmak son derece önemliydi.

Rakiplerinin puanlar kaybettiği haftada, sıralamada üçüncülük koltuğuna oturma şansını yakalamıştı. Fakat 90+5 de hayaller yıkıldı.

Maçtan önce taraflı tarafsız herkesin ortak kanısı Fenerbahçe’nin bu maçı rahat kazanacağı yönündeydi.

Maçın başlamasıyla birlikte Kayserispor oyunu tutma anlamında rakibini kontrol etmeye çalışırken, iyi alan daraltıp, kademede hata yapmamaya çalıştığını gördük. Nitekim bunda da başarılı oldu. Fenerbahçe’yi kontrol altına alan Kayserispor, çubuklu oyuncuların basit top kayıpları yapmalarına sebebiyet veriyordu. Böylelikle Fenerbahçeli oyuncuların bir türlü oyun kuramamaları sonucunda pozisyon üretemeden geçen ilk 30 dakikada akıllara, Fenerbahçe’nin derbi maçlardan sonra ki maç kazanamama istatistiklerini getirdi.

33 te Valbuena’nın direkte patlayan şutu Fenerbahçe’yi silkelemeye yetmedi.

Savunmada hata yapmak istemeyen Kayserispor, hızlı oyun yerine daha garanti yavaş oyunu tercih ediyordu. Pozisyon bulmasa da Fenerbahçe’ye rahat oynama şansı vermiyordu.

Dakikalar 41’i gösterirken Fenerbahçe’nin sezon başından bu yana kronik hastalık haline gelen defansta ki bireysel hatalar hastalığı yine birden bire hortlayıp, Roman’ın hatası Kayserispor’a umut ışığı oluyordu.

İlk yarının son dakikasına doğru faul kokan bir pozisyonun devamında gelişen atakta Ozan Tufan’ın golü ilk yarının sonucunu belirliyordu.

İkinci yarıya Fransız yıldızı Valbuena’nın önderliğinde hızlı başlayan Fenerbahçe önce Roman sonrasında da Josef ile farkı ikiye çıkarırken, tribünlerde ki yirmi bini aşkın çubuklu sevdalıları da sevinçten telefonlarının flaşlarını hep birlikte açarak art arda gelen golleri hep birlikte kutluyorlardı.

Skor 3 – 1 olduktan sonra, maç sonunda Fenerbahçe’li oyuncuların dediği gibi ne olduğunu kimse anlayamadı. İleri çıkmayan Kayserispor oyunu bir anda Fenerbahçe sahasına yıktı. Fenerbahçe top tutamadı, geriye yaslanmaya başladı. Roman’ın dediği gibi kimse top istemedi. Nitekim Neto futbol sahalarında ender görülebilecek bir gol attı kendi kalesine. Muhtemelen Neto’ya bu gölü bu golü rakip kaleye at deseniz atamaz.

İlerleyen dakikalarda skoru korumak adına Kocaman’ın yaptığı değişikliklerde işe yaramazken, maç sonunda faturanın kendisine kesilmesine olanak sağlıyordu.

90+5’te Hasan Ali’nin gereksiz yere sebebiyet verdiği faul Fenerbahçe’ye pahalıya mal oldu. Skor 3 -3 oldu ve maç bitti.

Fenerbahçe bir maçı daha rakibe pozisyon vermeden kalesinde üç gol görerek tamamlıyordu. Asıl sorun burada deyip;

Hata neydi, suçlu kimdi?

Anlayamadım gitti.

Kurduğumuz hayallerdeki umut, uçtu gitti.

Her güzel şeyin bir sonu vardır, dizelerini dün akşamki maç için uyarlarsak her halde ‘’Kocaman’’ yanlışa düşmüş olmayız.

About Yılmaz Bezgin

Check Also

TÜRK HAKEMLERİNİN KARA HAFTASI

Örnek teşkil etmemesi için Caner Erkin ve Galatasaray tribünleri cezasız kalmamalıdır. Yoksa, yarın Allah korusun daha büyük olayların içerisinde buluruz kendimizi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir